• bilgi@1000ciftci1000bereket.com
  • 444 51 75

1000 Çiftçi 1000 Bereket programı kapsamında çiftçilerimizle bire bir görüşmelerimiz her platformda devam ediyor. Bu kapsamda 20-21 Nisan tarihlerinde eğitmenlerimiz Dr. Nihat  Mıdıkoğlu (NM) ve Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu (FK) uzaktan eğitim ile değerli çiftçilerimizden gelen soruları canlı olarak yanıtladı. En çok merak edilen konulara ilişkin soruların yanıtlarını sizler için derledik… Bereketli, verimli bir tarımsal faaliyet geçirmenizi dileriz…

Mısır ve Ayçiçeği Ortak Sorular

Henüz ürün çıkmamışken ot ilacı uygulamak doğru mu? Bilinçsizce kullanılan ot ilaçlarının yaratacağı olumsuz etkiler nelerdir?

NM: Yabancı ot ilaçlaması üç şekilde yapılır. Ekimden önce 330 gr/ litre Pendematilin aktifi kullanılabilir. Ekimden sonra ve mısır çıkmadan önce preemergense kullanılabilir. Mısır çıktıktan sonra 4-6 yaprak seviyesine geldiğinde, boyu da 20-30 cm arası olduğunda ilaç kullanılabilir. Unutulmamalıdır ki mısır çıkmadan kullanılan ilaçlar daha etkilidir. Mısır çıktıktan sonra kullanılan ilaçlar düzgün atılmazsa mısırın büyümesini biraz durdurur. O nedenle çıkmadan önce atılmasında fayda vardır. Ayrıca mısırda kullanılan ilaçlar mutlaka ruhsatlı olmalı. Mısırda kullanılan yabancı ot ilacı, ondan sonra ekilecek bir ürün için olumsuz etki yapabilir. Tarımda en önemli ilaç grubu olan yabancı ot ilaçlarının affı yoktur. Bilmeden kullanılan yabancı ot ilaçları toprağı bir yıl etkisi altında tutabilir, ürünü yakabilir. Bu nedenle uzmana danışmadan yabancı ot ilacı kullanılmamalı.

Geçen yıldan elimde kalan tohumu bu yıl kullanabilir miyim?

NM: Tohumunuzu nem almayan bir yerde, kuru ve serin bir ortamda muhafaza ediyorsanız kullanabilirsiniz. Kullanmadan önce çimlenme testi yapın. Bir tabağın içerisine pamuk ve mısır tohumu koyup çimlendirmeyi deneyin. Eğer yüzde 90-95 çimleniyorsa kullanabilirsiniz. Tohumları rutubet alan bir yerde saklıyorsanız çimlenmeyecektir. Bu durumda değiştirmeniz gerekir.

Potasyum uygulamasını hangi dönemde başlatmak gerekiyor?

NM: Mısırın tepe püskülü oluşmadan beş gün veya bir hafta önce gerçekleşen döllenme döneminde yapılmalı. 10 gün sonra ikinci kez potasyum uygulaması yapılabilir. Özellikle damlama sulama yapan üreticiler bu dönemde verirse, koçanın ucundaki kısımda döllenme yetersizliğini ortadan kaldırır.

Geçtiğimiz yıl taban gübresi yerine mikro granül gübre kullandık ve memnun kaldık. Bu yıl da 50 dekara 4 kg mikro granül kullanmayı düşünüyoruz, tavsiye eder misiniz?

NM: Son yıllarda mikro granül gübre kullanımı Türkiye’de yaygınlaştı. Pahalı bir gübre ama sadece bu gübreyi kullanmak yetmez. Taban gübreden vazgeçmek yerine miktarını azaltabilirsiniz. Taban gübresi kullanırken şuna dikkat etmelisiniz: Bitkinin 5-6 cm yanına veya kökün altına atılmalıdır.

Toprağımın pH değeri 8, düşürmek için ne yapmalıyım?

NM: pH değerini 8’den 7’ye düşürmek için kükürt kullanılmalıdır. Örneğin tınlı toprak için 100-110 kg dekara ekimden bir ay önce, topak nemliyken kükürt verilmesinde fayda var. Çünkü kükürt topraktaki nemle tepkimeye girer, toprakta rutubet yoksa kükürdün hiçbir faydası olmaz. Kükürde alternatif olarak hayvan gübresi veya leonardit de kullanılabilir. Bunların pH değeri 10-11 olur ancak toprakta salgıladıkları karbon, topraktaki suyla birleşip karbonik asit oluşturunca, toprağın PH’ını düşürmeye yarar. Bu uygulamanın her yıl yapılması gerekir. Sulama yaptığınız su veya bazik kaynaklı gübreler nedeniyle zamanla toprağın PH’ı tekrar yükselebilir. Bu nedenle toprağın PH’ını bir kez düşürdükten sonra asit gübreler kullanmaya dikkat etmelisiniz. Kullandığınız gübrenin üresinin düşük olmasına da özen gösterin.

Toprağın pH değerine kirecin etkisi nedir?

NM: pH’ı yüksek olan topraklarda aslında kireç yüksektir. Örneğin yüzde 10 kireçli bir toprağın kireç değerini yüzde 8’e indirmek istiyorsanız, dekara 1440 kg elementel kükürt kullanmanız gerekiyor. Bu nedenle pH’ı düşürmek yeterli değildir, topraktaki kireç oranını da azaltmak gerekir. Bunun için de yüzde 2 birimlik bir düşüş için, 1440 kilo dekar başına yüzde 99 saf elementel kükürt kullanmanız gerekir.

Taban gübreyi ne zaman atmalıyız?

NM: Taban gübrelemesi denince akla ilk olarak fosfor gelir. Fosfor çok tembel bir elementtir ve çiftçilerimiz mümkünse fosforu ekim esnasında, bant usulü vermelidir. Eğer fosforu ekimden 1 hafta 10 gün önce fırfırla atarsanız, ardından tırmıkla kapatıp, sürgü çekip, üzerine ekim yaparsanız, mısır yeni kök geliştirmek için fosfordan faydalanamaz. Fosfor yılda toprak tipine bağlı olarak, 5 ila 8 cm arasında oynayabilir. Eğer fosforlu gübreyi bant usulü uygularsanız, tohumun 5-6 cm yanına ve 8-9 cm altına atmanız gerekiyor. O zaman daha faydalı olacaktır.

Mantar hastalıkları ile topraktaki besin elementlerinin eksik ya da fazla olması arasında bir bağlantı var mı?

NM: Topraktan bulaşan mantarlar ile besin elementlerinden sadece bakırın etkisi vardır. Mısırda ise bakır elementi kullanılmaz. Sadece bakır kullanımıyla topraktan bulaşan mantarları bertaraf edebilirsiniz. Azot ise mantarı besler. Bitkide çok fazla azot kullanırsanız, bitkinin yeşil aksamına bulaşacak mantarı artırmış olursunuz. Öte yandan fosforun tedavi edici bir etkisi vardır. Ağır Metal diye tabir ettiğimiz demir, çinko, bakır gibi gübreler yapraktan kullanılıyorsa, bitkiyi mantardan korumuş olursunuz. Bunlar aslında mantar hastalıklara karşı koruyucu olarak kullanılan zirai ilaç aktiflerinin temel taşlarıdır.

Mısır

Toprağın sıcaklığıyla mısır dikim ve yetişmesi arasındaki ilişki nedir?

NMMısır bitkisi toprak sıcaklığı 10 derecenin üzerinde olduğu zaman ekilir. Eğer toprak sıcaklığı 10-12 derece ise 8-10 günde, toprak sıcaklığı 15-18 derece ise 4-5 günde çıkar.

Mısır çıkışlarında engel oluşturan toprak yüzeyindeki sertleşme nasıl giderilir?

NM: Topraktaki sıkılık (kaymak tabaka) nedeniyle mısır çıkamıyorsa, onu yaşatmak adına, varsa bir yağmurlama sistemi kullanılabilir. Yağmurlama yapılırsa toprak kabarır ve mısır çıkar. İkincisi, gerçekten sert bir kaymak tabakası oluşmuşsa, traktörün arkasına takılan pıtrak dediğimiz döner makine ile bu katman temizlenmelidir.

Mısırda damlama sulama ile sıvı kükürt, hümik asit, amino asit kullanmak toprak çözeltisi yapar mı?

NM: Sıvı kükürt PH’ı düşürmek ve tuzluluğu gidermek için kullanılabilir. Amino asidi topraktan ziyade yaprak gübresi kullanırken tercih edebilirsiniz. Hümik asit ise köklenmeyi artırır. Güçlü kök de güçlü bitki demektir.

Mısır ara sürümü verime faydalı mıdır, zararlı mıdır?

NM: Bu tartışmalı bir konudur. Bir grup mısırda ara sürüm yapılmaz, köklere zarar verir diyor. Diğer bir kısım ise ara sürüm yapılmalı görüşünde. Atalarımız ise iki sürüm bir suya bedeldir der. Tarlanın sürülmesinde fayda var, toprağı havalandırmak, boğazını doldurmak her zaman iyidir. Ancak mısır diplerine çok fazla yaklaşıp köklere zarar verilmemeli. Örneğin mısırınız fusariuma yakalandığında, en ufak bir rüzgardan devrilecek hale gelir. Ancak eğer öncesinde sürüm yaptıysanız, mısırda tali kökler dediğimiz boğumlardan kökler çıkar. Bu tali kökler, boğaz dolumu yaptığınız toprağın içine kendisini atarak köklenir. Böylece mısır toprağın altındaki çalışmayan köklerini bir kenara bırakarak, yeni köklerle hayatına devam eder. Dolayısıyla verim biraz düşse de, verim almaya devam edersiniz. Sonuç itibarıyla köklere zarar vermeden sürüm yapmakta fayda var.

Dane mısır kaç cm ekilmeli?

NMMısırda sıralar arası mesafe 70 cm’dir. Mısırın sıra üzeri mesafesinde ise farklı görüşler vardır. Silajlık mısırlarda sıra üzeri 13-15 cm mesafe önerilirken, son 3-4 yıldır danelik mısırda da bu mesafe öneriliyor. Sıra üzeri mesafe, mısırın yapraklarının dik veya yayvan olmasına bağlıdır. Eğer ektiğiniz tür yayvan yapraklıysa mısırların arasındaki mesafe açılmalıdır. Dik yapraklıysa daraltabilirsiniz. Dekardan 2 ton hedefliyorsanız ve dekarda 8 bin bitkiniz varsa, bitki başına düşen koçandaki kuru danenin ağırlığını bulmak adına kültürel faaliyetler yapmanız gerekiyor. Silajlık mısır ekecekseniz 14 cm’e kadar ekebilirsiniz. Danelik ekecekseniz de 15-18 cm olabilir. Ekim derinliğine gelince, killi topraklarda 5-6 cm, kumlu topraklarda 7-8 cm kadar ekim derinliği olabilir. Burada önemli olan rutubetin olmasıdır.

Mısır anızını yakmak doğru mu? Anızı ekonomiye kazandırmak mümkün mü?

FK1000 Çiftçi 1000 Bereket Programıyla “Tarımda Sıfır Atık Yönetimi Projesi” kapsamında bu otsu ve odunsu atıkları toplayarak girdi olarak enerji sektörüne kazandırmayı hedeflemekteyiz. Bu atıkların mevzuata uygun toplanması, lisanslı kuruluşlara ulaştırılması uygulamasını çiftçilerimizle beraber başarmak,  model oluşturmak istiyoruz. Mısır anızını yakmamalıyız. Çünkü anızı yaktığımızda havamızı kirleterek iklim değişimine olumsuz katkı yapıyoruz . Bu kirlilik tarımsal üretimimizi zarar veriyor. Anız dumanı ciğerlerimiz için de çok zararlı. Sap, saman, kök, koçan gibi atık ve artıklar işlenerek ülke ekonomimize kazandırmak temel hedefimiz olmalı.

Bu yıl anızın yakılmadığı, geri dönüştürüldüğü tarlalarda mısır maymuncuğu görüldü, sebebi nedir?

NM: Bu sene Mart ayında havalar sıcak geçtiği için maymuncuğun yaşam döngüsü hızlı oldu. Anız yakıldığında aslında toprağın 2-3 cm üzerindeki canlı kısım yok ediliyor, bu nedenle doğru değil ve çok tehlikelidir. Maymuncuk görülmesini anızın yakılmamasıyla ilişkilendirmek yanlıştır.

Rastık hastalığı neden meydana geliyor?

NM: Rastık bir mantar hastalığıdır. Mısır fide dönemindeyken bitkinin gövdesinde, boğum kısmında, kavuzlarda, koçanlarda ve tepe püsküllerinde görülebilir. Verimi yüzde 40’a varan oranda düşürür.  İlaçla mücadele yöntemi yoktur ve toprakta sekiz yıla kadar yaşayabilir. Eğer toprağınızda bu hastalığa rastlarsanız, en az 3-4 yıl bu bölgeye tekrar mısır ekmemelisiniz. Ekmek zorundaysanız da tarlada mısır kalıntısı bırakmamanız ve tarlayı çok derin sürmeniz gerekiyor. Tarlayı derin sürdüğünüzde mantarı derine gömme şansınız artar.

Bu hastalıktan korunmak için sertifikalı tohum kullanmanız, mısırı sık ekmemeniz, çok fazla azotlu gübre kullanmamanız gerekiyor. Toprağı tanımalı ve istediği kadar gübre vermelisiniz.

İklim koşulları sonucu boy dengesizliği verimi etkiler mi?

NM: Tarladaki verimi etkiyen en önemli faktörler, dekardaki bitki sayısı (7,5-9 bin olabilir) ve bitkilerin aynı gün çıkmasıdır. Bitkilerin aralarında bir veya iki gün fark olması halinde, verimde dengesizlikler gözlenebilir. Mısırlar ortalama 40-50 cm boya geldiğinde aralarında seviye farkı varsa, tarlada verim düşebilir. Bitkilerin aynı boyda olmasında gübre ve sulama kadar dekardaki bitki sayısı da etkilidir. Öte yandan iklim şartları da belirleyicidir. Örneğin diyelim ki, döllenme döneminde bitkinin yüzde 6’sı çiçek açtı ve su stresi var. Her gün yüzde 3 ila 4 verim kaybı olur. Başka bir örnek verelim: Döllenme döneminde hava üç gün kapalı olsa, verim kaybı yüzde 25 olur. Mısır bitkisi çok fazla sıcağı ve kapalı havayı sevmez. Mısırın 8-10 yaprak döneminde kadar strese girmemesi gerekir. Bitki bu dönemde koçanını büyüklüğünü ve sıra sayısını belirlediği için strese girerse verim düşer.

Birinci ürün mısırda kurt ilaçlamasını önerir misiniz?

NM: Genelde Türkiye’de birinci ürün mısırda kurt problemi olmaz ancak geçtiğimiz yıl Çukurova, İç Anadolu ve Ege’de rastlandı. Kurt probleminde mutlaka ruhsatlı ilaçlama yapılması gerekir.

Bu yıl yağışlı geçti ve hala mısır ekiyoruz, verim kaybımız olur mu?

NM: Ekilen çeşidin FAO bağlı olarak, döllenme dönemindeki hava sıcaklığı önemlidir. Döllenme döneminde 32 derecenin üzerinde sıcaklık söz konusuysa, tepe püskülü ve koçan açtığı dönemde sıcaklık yüksek ise verim düşük olabilir. Böyle dönemlerde mısırın sık sulanması, toprak yaşken bile su verilmesi gerekir. Koçan seviyesindeki bağıl nemin yüzde 75’in altına düşmemesini sağlamak gerekir.

Mısıra bitki geliştirici atılmalı mı?

NM: Mısırda tavsiye etmiyoruz çünkü büyüme hormonu zaten bütün bitkilerde var.

Çukurova bölgesinde toprakta potasyum miktarı fazla olduğu için magnezyumu yapraktan hangi dönemde ve kaç seferde vermeliyiz?

NMMagnezyum yeşil rengi veren klorifilin temel yapı taşlarından bir tanesidir. Bu yapı taşlardan birincisi demirdir, yeşil rengi veren klorifilin sentezinde bulunur. Bir diğeri de potasyumdur, Potasyum fazla olduğu zaman magnezyumun alınmasını engeller. Bu nedenle mümkünse bitki 40-50 cm’de iken verilmelidir.

Tarlada yapraktan ya da topraktan borik asit kullanmayı düşünüyorum, verime etkisi olur mu?

NMBorik asit, bor elementi içeren bir gübredir, boraks diye tabir edilir. Topraktan verilecekse, dekara 1-1,5 kilo verilmesi faydalı olur. Çiçeklenmeyi ve polenin gücünü artırır. Dolayısıyla döllenme de artar. Topraktan verilemiyorsa yapraktan da verilebilir. Yapraktan verildiğinde dekara 150 gramı geçmemesi gerekir.

Güçlü bir araziye soya ekimi yaptım ve çok iyi verim aldım. Bir sonraki yıl mısır ektim ancak mısırda kademeli gelişme oluştu, sebebi nedir?

NM: Soya diğer baklagiller gibi toprağı kabartan, havadaki azotu toprağa ileten bir bitkidir. Atmosferde yüzde 79 oranında azot vardır. Soya, azotu köklerindeki bakterileri sayesinde alır ve köklerine bağlar. Başlangıçta çok az azot vererek kısa zamanda dallanmasını sağlıyorsunuz ama daha sonraki azot ihtiyacını kendisi karşılıyor.Bunu soya ile bağlamak olmaz diye düşünüyorum. Ekim derinliğinde veya çimlenmede bir sıkıntı olmuş olabilir.

Çukurova bölgesinde tek çeşit tohuma yöneliyoruz, bu konuda ne yapabiliriz?

NM: Çiftçilerimiz rızıklarını riske atmamak adına bildikleri tohumu her sene ekmeye çalışırlar. Yeni çeşitleri tarlaya sokmak aslında bir süreçtir, yani arazinin bir kenarında bunun denenmesi gerekir. Ekilen farklı tohumların performansı gözlenerek, bir sonraki yılda ekilecek tohum çeşidine karar verilebilir. Bütün kullanılan tohumlarımız yabancı menşeli, yani şu anda mısır çiftçilerimizin hiçbiri yerli tohum kullanmıyor. Dolayısıyla bir şekilde gelen tohumlara muhtacız. Aslında Türkiye’de tohum araştırma endüstrisinin ürettiği tohumlarımız var. Mesela Sakarya mısır araştırmasının bu geçen sene ürettiği son derece güzel ve tanelik 1600-1800 ton kilo dekara verim veren mısır çeşitleri var.

Genellikle dönüme 50 kg üre atıyoruz. Bunun yerine 70 kg şeker gübresi atsak olur mu?

NM: 50 kg üre tek seferde atılmamalı. Bitki boyu 50 cm’e geldiği zaman üre gübresinin tamamını tek seferde atmaktansa, 20-25 gün önce yarısını, daha sonra diğer yarısını atabilirsiniz. 22 kilogram ürenin dışında kalan üre için ne kadar amonyum sülfat gerekiyorsa, bunu da bölerek atabilirsiniz.

Soyaya uygulanan bir herbisit ilacının, dalgalı olan mısır tarlasına etkisi var mıdır?

NM: Bitki sağlığı konusunda en dikkat edilmesi gereken zirai ilaç grubu herbisitlerdir. Ruhsatsız, yanlış bir ilaç kullanırsanız bitkiye zarar verebilirsiniz. Soyada bu tür ilaçlar kullanıldıysa, uzun süre tarlada kalacaksa ve mısıra karşı olumsuz etkisi varsa, bu ilacın etiketinde yazar. Bu nedenle ilaçların etiketleri mutlaka okunmalı. Eğer böyle bir durum varsa, söz konusu ilaç kullanılmamalı. Kullanıldığında mısırın geç çıkmasına neden olabilir.

Ayçiçeği

Yağlık ayçiçeğinde ekim sıra üstü önerilen cm nedir?

NM: Genelde Türkiye’de sıra araları 70 cm’dir ancak bu mesafe bitkinin çeşidine göre değişir. Eğer baş yapısı büyükse, geniş alana sahipse mesafeyi 30-35 cm’e kadar çıkarabilirsiniz. Ama baş yapısı ve yaprakları küçükse 28 cm’e kadar düşürebilirsiniz. Sulanabilir ayçiçeğinde bir tarım yapıyorsanız, dekara en az 5 bin 500-6 bin 500 civarında bitki olması gerekiyor. Buna göre sıra arası ve sıra üzerine mesafe yapmanız gerekiyor. Eğer kuru tarım yapıyorsanız, ayçiçeğinde daha düşük olması gerekiyor. Dekar başına 4 bin ila 5 bin bitki olması gerekiyor.

Canavar otuyla nasıl baş edebiliriz?

NM: Canavar otu ayçiçeğini çok sever. Tohumları toprağımızda 15 yıl kadar yaşayabilir. Bir tane canavar otu 5 bin ila 100 bin tohum bırakabilir. Ayçiçeği bitkisi ekildiğinde, nemi gördükten sonra ayçiçeğinin kökünden sinyaller alır ve çimlenir. Püstüllerini uzatıp, ayçiçeğinin köküne yapıştırır. 50 gün sonra toprak yüzüne çıkar. O zamana kadar ayçiçeğinin kökünden beslenir. Toprak yüzüne çıkıp çiçek açar. Daha sonra tohum bağlar ve tohumlarını döker.

Canavar otunun olduğu tarlalara en az 3-4 yıl ayçiçeği ekilmemesi gerekir. Onların yerine bu ota dayanıklı olan tahıllar, mısır, arpa, buğday, yulaf gibi ürünler ekilebilir. Diğer bir mücadele şekli kimyasal mücadeledir. Ayçiçeği 6-8 yapraklı döneme geldiğinde imazamox aktifi ilaçlar kullanılabilir. En önemlisi de ekim nöbeti yapmak gerekir. Kışın ise toprak çok derin sürülmelidir. Canavar otunun tohumları çok derine gömüldüğünde, toprak yüzüne çıkmakta zorlanır.

Yazlık yağış rejiminin etkilerini ne şekilde yönetebiliriz? Kuru şartlarda ayçiçeği tarımı ile uğraşanlar için bir gübreleme örneği verebilir misiniz?

NM: Yıllık 700-800 mm yağış alan bölgelerde ayçiçeği sulamadan yetiştirilebilir. Bulunduğunuz bölge 400-450 mm yağış alıyorsa yine sulamaya gerek yoktur. Konya bölgesinden örnek verelim; meteorolojik verilere baktığınız zaman, nisan ile ekim ayları arasında dekar başına 100-150 mm yağış aldı, bu nedenle sulamaya ihtiyaç duyuldu. Haziran ila temmuz aylarında ne zaman yağış olacağını bilmiyoruz. Bu dönemde mutlaka baş oluşumundan önce bir defa sulama yapmakta fayda var. Yeterli suyunuz varsa, baş oluşumundan sonra sulamak da faydalı olur. Eğer su sıkıntısı yoksa, en az beş kez su vermek ideal olandır. Toprakta rutubet varken üst gübre atıp onu toprağa karıştırmanız gerekiyor. Ayçiçeği toprak sıcaklığı 8-10 dereceye ulaştığında ekilir. Bölgesel bazda değişkendir. Batı bölgesinde daha erken ekilir. İç Anadolu’da 15 Nisan’ı bulabilir. Doğuda ise daha geç olur. Üst gübreyi nisan ayı içerisinde verebilirsiniz.

FK: Tarımda su tüketimi ve yağışlara göre planlama mühimdir. İklim değişimi yağış zamanı ve anormalliklerine neden oluyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğümüz, yakın, orta ve uzun vadede hava tahminleri yapmaktadır. Çoğu kez bir hafta önce ekmek veya ekmemek çok önemli olabilir. Yağışları hesaba katmalıyız. Çiftçimizin yanında Cargill’in Saha Ekibi var. Uzman desteği ve hava tahmini almak gerekli. Burada şu konuyu dikkate almamız gerektiğini de vurgulamak istiyorum. Tarım sadece iklim değişiminden etkilenmez. Tarımsal üretimin de iklim değişimine etkisi var. Çiftçimizin sebep olduğu bu etki tarlasında ilerleyen zamanda karşısına çıkar. Tarımda su temini sorunu mühim konudur.Bu nedenle kaynak verimli en iyi su-enerji-atık-teknoloji yönetimiyle sürdürülebilir tarım yapmalıyız.Üretimimizin su ayak izi düşük olmalıdır. Ülkemizin su fakiri olduğunu hiç unutmamalıyız.

Kuruyemişlik çekirdek ektiğimiz alanda canavar otu çıktı ve çekirdek yetişmiyor. Ne yapmalıyız?

NM: Ayçiçeğinin kökünün salgıladığı salgı ile canavar otunun tohumu uyanır. Çimlenir ve püstülünü uzatarak ayçiçek köküne sokar. 30-50 gün arası oradan beslenir. 30-50 gün sonra kendisini toprak yüzeyine çıkarır. Mor, kırmızı veya pembeye yakın çiçekler açar. Bir canavar otu 5 bin ila 100 bin tohum bırakır. Bu toprakta en az 10-15 yıl kendini muhafaza eder, canlılığını korur. Canavar otu olan arazilerde ekim nöbetine gidilmesi gerekiyor. Arpa, buğday, yulaf, çavdar, mısır ekilmesi gerekir. Çünkü bunlar canavar otuna karşı dayanıklıdır.

Ayçiçeği bitkisi canavar otunun konukçusudur. Mücadele edilmediğinde yüzde 60-70’e varan verim düşüklüğüne sebep olabilir. Canavar otu bulunan tarlaya ayçiçeği, domates ve patates gibi ürünler ekilmemelidir. Eğer ayçiçeği ekilecekse de imazamox adlı aktif maddelere dayanıklı ürünler ekilmelidir. Dolayısıyla 4-6 yapraklı dönemde imazamox aktif maddelerden kullanılabilir.

5.0 6 kilogram fosfor ayçiçeği ekimi için yeterli midir?

NM: 5.0 6 kilogram fosfor yetmez, burada dekar başına beklenen verim önemlidir. Siz 200-250 kilogram yani 50 kg/da verim artırmanız için, yarım kilo saf elementi artırmanız gerekiyor.

Damlama sulama sistemi olmayan tarlalarda, çiçeklenme döneminde nasıl gübreleme yapılmalıdır?

NM: Karık usulü sulamalarda, çiftçiler genelde ihtiyaç duyulan bütün gübreyi verdiklerini, daha sonra gübre vermediklerini söylüyorlar. Bitki boyu 40-50 cm’e geldiği zaman bütün azotlu gübreyi kullanıyorlar, daha sonra traktörün içine giremediklerini söyleyerek kullanmıyorlar. Ayçiçeğinde tablo oluşumundan önceki 15-20 gün ve tablodan sonraki 15-20 gün çok önemli. Bu dönemde bitkinin gübre ve su ihtiyacının çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Burada aksaklık söz konusu olursa strese bağlı olarak verim düşer. Dolayısıyla bu dönemde ayçiçeği karık usulü sulanıyorsa, buraya 500 kg ila 1 tonluk bir tank konulabilir. Dekara vermek istediğiniz gübreyi hesaplayıp, bu miktarı tankta eritirsiniz. Çeşme, şırlama usulüyle verilebilir.

Çiftçinin böyle imkanları yok ise, bu gübreyi bir kerede vermek yerine, son karık açmadan 20 gün önce ikiye bölerek, iki ayrı dönemde verebilir. Azotlu gübreleri bölerek vermekte fayda vardır. Özellikle ayçiçeğinde potasyum olmazsa olmazıdır. Dünyada en çok ayçiçeği yetişen yer Rusya’dır. Rusya’da çernezyom toprakları vardır ve kırmızı toprak potasyumca zengindir. Dolayısıyla Rusya’da ayçiçeği gübrelenmez. Taban gübresi olarak potasyum verilir. Üst gübre olarak da baş olumundan 20 gün öncesi ve baş olumdan 20 gün sonrasında, potasyum gübresi su ile beraber verilir.

Genel

4,2 ton hayvan veya çiftlik gübresinin özelliği ve uygulamanın faydaları nelerdir?

NM: Organik madde toprağın olmazsa olmazıdır. Aslında kimyasal gübre zehirdir. Amonyumlu gübreler toprakta ayrışarak amonyak gazı çıkarıyor. Amonyak gazı ise topraktaki bütün mikroorganizmaları öldürüyor. Toprağın canlılığını ortaya koyan bu mikroorganizmaların yaşam alanı ise organik maddedir. Toprakta suyla birleşerek karbonik asit oluşturur. Toprağın PH’ını düşürür. Toprağı koyulaştırır, ısınmasını sağlar ve gübrelerin alımlarını artırır. Bitki, organik maddenin içindeki elementlerden ilk sene yüzde 60 oranında, ikinci sene yüzde 30 oranında, üçüncü sene yüzde 10 oranında faydalanır. Organik maddenin toprağa verdiği fayda en az 5 ila 7 yıl sürer. Soruya dönecek olursak; 4,2 ton yanmış hayvan gübresi, 4,2 ton organik madde olduğu anlamına gelmez. En iyi ihtimalle organik madde miktarı leonarditte yüzde 75-76’dır. En iyi hayvan gübresinde yüzde 50 civarında organik madde söz konusudur. Eğer dekara 2,1 ton organik madde atmak istiyorsanız, bunun karşılığı olarak en az 4,2 ton hayvan gübresi kullanmanız gerekmektedir.

Gece sulamasının gündüz sulamasından farkı nedir? Verim kaybına neden olan faktörler nelerdir?

FK: Sürdürülebilir tarım için su yönetimi çok önemlidir. Sulamayı yaparken sıcaklığa bağlı olarak buharlaşma kaybını istemeyiz. Sulama zamanı ve miktarı doğru ve dikkatli seçilmelidir. Akıllı tarım sisteminde uygun sulama yöntemiyle yeterli su miktarını kullanmalıyız. Ülkemiz su fakiri. Bu nedenle sürdürülebilir tarım için en iyi su yönetimini gerçekleştirmeliyiz. Cargill Saha Ekibi uzman görüşüyle sulama yapılmalıdır.

Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki arpa ve buğday yetiştiricilerini de projeye dahil edecek misiniz?

NM: Önümüzdeki iki yıl projenin mısır ve ayçiçeği yetiştiricileri ile devam etmesi planlanmıştır. İlerleyen yıllarda ise projenin kapsamı başarısıyla orantılı olarak genişletilecektedir.

Koronavirüs gibi salgıların tarım sektörüne etkisi nedir?

FK: Virüslerin sebep olduğu salgınlar biyolojik afettir. Salgınlar tüm yaşamı etkilediği gibi tarımı da etkiler. Dünyamızda birlikte yaşadığımız bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar, diğer deyişle biyoçeşitlilik ve türlerin bir dengesi vardır. Bizler kendi elimizle çevremizi kirletiyor, iklimimizi değiştiriyor, dengeleri bozuyoruz. Türler yok oluyor. Su ve karasal ekosistemler yıkıma uğruyor. Küresel salgın ile minicik bir virüsün yaşamımızı nasıl etkilediğini gördük. Doğasındaki dengeyi bozan insanı doğa adeta cezalandırdı. Doğamızı bozarsak salgın ve diğer meteorolojik afetler yaşamımızı ve başta tarımsal üretimimizi etkiler. Bu nedenle önce tarımsal üretimde  çiftçi üstüne düşen görevi yapmalıdır. Çevre ve iklim dostu tarım başarılmalıdır. Çünkü tarım iklim değişimine etki ederken, iklim değişiminden de en çok etkilenen sektörlerden biridir.Küresel salgın öncelikli iki hususu öne çıkararak tarımın önemini gözler önüne serdi.Ülkelerin tarımsal alanlarının önemi ve tarımsal üretiminde kendi kendine yetme. Tarımsal üretimin önemi için kornavirüs ile acı verici kayıplarla öğrenilen dersler aldık malesef. Şimdi öğrendiklerimizi uygulama zamanı. Tarımsal üretimimizi artırma zamanı.Çiftçilerimiz 2019’dan bu yana 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı desteğinde en güncel bilgilerle üretiyor. Bu sene hep birlikte daha iyisini başaracağız. Her birimizin evimizde ve tarlamızda sürdürülebilir yaşam kültürü ile hareket etmemiz, doğamızı koruyarak verimlilik artışı  ve berekete ulaşmamız  gerekiyor.

Tarımsal atık plastikler ülkemiz için neden önemlidir?

FK: Plastikler petrol ve doğalgazdan elde edilir. Bizim petrol ve doğal gazımız yok. İthal ediyoruz. Her bir plastik ürün için olan ithalat ekonomimizi zorluyor. Plastik ürünler yaşamın vazgeçilmezleri. Yaşamımızı kolaylaştırıyor. Ancak atıkları oluştuktan sonra çevre kirliliği yaratmamalı, plastik atıklar iyi yönetilmeli. Çünkü atık plastikler hammaddedir. Kıymetlidir. Bu nedenle atık plastikleri toplarsak ve geri dönüşüm tesisin kapısından sokarsak, atıklarımız millileşir. Yerli bir hammadde olarak, istihdam ve gelir yaratmak üzere tesislerde geri dönüştürülür. Yeniden plastik ürünler piyasaya çıkar ve böylelikle atık döngüsel ekonominin bir öğesi olur. Bu nedenle ekonomimize katkı yapmak için bu plastik atıklarımıza “birisinin atığı, diğerinin hammaddesi” fikrinden hareketle değer katmalıyız. Tarlamızda plastikler torba, çuval, poşet, bidon, şişe, ölçek, boru, kasa olarak var. Hepsi ömrünü tamamlayınca bir hammadde oluyor. Tarım kimyasalları plastik ambalajları atıkları tehlikeli sınıfındadır. Öncelikle plastik atığın, ambalajın miktarını etkileyen tarım kimyasalı tüketimimize dikkat etmeliyiz. Tarlamızı, toprağımızı iyi tanımalı ve bütün tarım ilaçlarını 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı kapsamında uzman önerilerine uygun olarak kullanmalıyız. Biz doğru, gerekli miktarda tüketim yaparsak, kaynaklarımızı, tarım kimyasallarını, ilaçlarımızı doğru miktarda kullanırsak, amacına uygun plastik atık açığa çıkarmış oluruz. Gereken miktarda tarım kimyasalı kullanımı iyi tarımı sağlarken hem kesemize hem de çevreye olan etkimize olumlu katkı yapar. Tarım ilaçlarını kullandıktan sonra ağızlarını sıkıca kapatmalı ve güvenli şekilde toplamalıyız. Plastik ambalajı yıkayarak suyunu toprağımıza, kanalizasyona vermeyelim. Kesinlikle ambalajı tekrar kullanmayalım. 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programının “Tarımda Sıfır Atık Yönetimi Projesi” kapsamında plastik atıkları toplayarak girdi olarak geri dönüşüm sektörüne kazandıracağız. Atık plastiklerin mevzuata uygun toplanması, taşınması, lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarına ulaştırılması uygulamasını çiftçilerimizle beraber gerçekleştirmek istiyoruz. Atık plastikleri çiftçimizden alıp geri dönüşüme kazandırma planlamasını yapıyoruz. Bunun için Cargill, İstanbul Teknik Üniversitesi, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ve çiftçimiz el ele çalışacağız ve plastik atıkları tarladan geri dönüşüm tesislerine ulaştıracağız. Bu atık yönetimi zinciri için çalışma modeline ulaşacağız. Böylece çiftçimiz sorumlu üretici, duyarlı tüketici olacak. Tarımımız çevre dostu ve iklim değişimine dirençli olacak.

Geri dönüşüm noktalarını nasıl öğrenebiliriz?

FK1000 Çiftçi 1000 Bereket ProgramıTarımda Sıfır Atık Yönetimi Projesi” ekibi olarak öncelikle atık haritalaması yapıyoruz. Tarla konumu ve açığa çıkan ortalama atık plastik miktarını belirliyoruz. Atık taşıma lisanslı firmaları, lisanslı atık, lisanslı tesisler ile işbirliği geliştiriyoruz. Cargill, İstanbul Teknik Üniversitesi, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ortak çalışmasında dış paydaşlarımızla en iyi uygulama modelini çiftçimizin etkin katılımı ile başarmak istiyoruz. Cargill bu konuda telefonda bilgilendirmeler yapacak. Tarım ilaçlarını kullandıktan sonra ağızlarını sıkıca kapatalım. Güvenli şekilde toplayalım. Plastik ambalajı yıkayarak suyunu toprağımıza, kanalizasyona vermeyelim. Kesinlikle ambalajı tekrar kullanmayalım.

Çiftçiliğe yeni başlayan genç bireylere önerileriniz ve tavsiyeleriniz nelerdir?

FK: Bazı meslekler 21. yüzyılla birlikte daha da önem kazandı. Her zaman yaşamımız, gıda güvenliğimiz için lider sektör tarım olacak. İnsanın en doğal hakkı beslenmedir ve beslenmeye sürekli erişim için tarımsal üretim şarttır.

Tarıma ilgi duyan gençler ve özellikle çiftçi ailesindeki gençler çok şanslı. Çiftçi ailelerinin çocukları ya da çiftçiliğe yeni ilgi duyan gençler, öncelikle gönüllerinde yatan eğitimi almalılar. Tarım öyle büyük bir sektör ki, aldıkları her eğitim bu alanda işlerine yarayacaktır. Elbette ziraat mühendisliği eğitimi almaları, tarım meslek yüksekokullarına gitmeleri başarılarını çok arttırır. Unutmamamız gerekiyor ki, tarımsal üretimden hiç vazgeçilmeyecektir.

Gıda tedarik zincirinde görev almak, en önemli çalışma alanlarından bir tanesi olacaktır.Anadolu’nun engin bereketinin tarımsal ürünlere dönüşmesi gerekiyor. Onun için gençlerimiz tarım sektörüne büyük ilgi duymalılar. Ülkemizin genç nüfus gücü mühim. Artık dijital tarım var. Gelecekte tarım bambaşka olacak.  Hayatta en güzel şeylerden biri de tarımdan gelir elde etmektir. İnsan hem manevi hem maddi yönden mutlu olur. Dünya bunca sorunla yaşarken öne çıkan sektör tarımdır. Tarımsal üretimdeki işler vazgeçilemez önemli olurken bu bereketin kazancı da yüksek olacak. Gençler heves etsinler. Öğrensinler ve uygulasınlar. Kazandıklarında mutlu olacaklar. Tarım soframızın, ülkemizin  gücüdür. Gençler enerjilerini toprağa versinler. Sürdürülebilir tarım yapan, dijital tarımın olanaklarından yararlanan, yeşilin gücünü gelire çevirenler kazanacak.

 

NM: Öncelikle tarımı sevmek lazım. Sevmeyince hiçbir şey başarılmaz. Covid-19 döneminde arazide olan çiftçilerimizin önünde şapka çıkarmamız gerekiyor. Paylaşmanın, dayanışmanın önemini bilmek lazım. Toprak analizi yapmak, bilimsel gübre uygulamak, tohum ekmek, bomboş araziye nasırlı ellerle dokunup toprağı yoğurmak gerekiyor. Emeklerinizin karşılığında toprak meyvesini verdiğinde, topluma da faydalı oluyorsunuz. İnsanları besliyorsunuz. Marmara’da, Ege’de köylerini terk eden gençler var. Onlar üretimden kaçmasın. İç Anadolu’da ise çoğu gencin tarlada olması beni sevindiriyor, geleceğe umutla bakmamı sağlıyor. Gençlere tarımı sevdirmeliyiz.